6 Eylül 2013 Cuma

İşittik ve itaat ettik ya Râbbi..!!

Diyorlar ki:
-Kahrolsun şeriat.

Diyorum ki:
Allah Kuran’da buyuruyor:
”Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.”
[Maide - 44]

*******************

Diyorlar ki:
-Kes sesini. Biz Ata’mızın yolunda gideriz. O her şeyi iyi bilir.

Diyorum ki:
Bakın Rabbimiz buyuruyor:
”Onlara: “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızın yoluna uyarız!” derler. Peki ya ataları doğru yolu bulamamış, hidayete erememişse?”
[Bakara - 170]

*******************

Diyorlar ki:
-Bizim Ata’mız hata yapmaz. O uludur. Yücedir. Biz onun izinden gidiyoruz.

Diyorum ki:
”Siz Allah’ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz.”
[Ankebut - 17]

*******************

Diyorlar ki:
-Evet tapıyoruz bir diyeceğin mi var?

Diyorum ki:
”Siz ve Allah’ın dışında taptığınız şeyler cehennem odunlarısınız.”
[Enbiya - 98]

*******************

Diyorlar ki:
-Sen bizim cehenneme gideceğimizi ne biliyorsun be? Saçma sapan konuşma.

Diyorum ki:
”Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanlıyorsunuz.”
[Enam - 57]

*******************

Diyorlar ki:
-Görürüz kim cehenneme gidiyor kim cennete…

Diyorum ki:
”Öyle ya, teslimiyet gösterenleri, günahkârlarla bir tutar mıyız hiç?
Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Yoksa size ait bir kitap var da, (bu sapıklıkları) ondan mı okuyorsunuz?”
[Kalem 35-37]

Andolsun, siz ve atanız apaçık bir sapıklık içindesiniz.
[ENBİYA - 54]

*******************

Diyorlar ki:
-Artık yeter. Eğer böyle yazmaya devam edersen, hakkında suç duyurusunda bulunacağız.

Rabbim buyurdu:
”Şu halde, eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun.”
[Âli İmran - 175]

*******************

İşittik ve itaat ettik ya Râbbi..!!

3 Eylül 2013 Salı

Plastik kaplarda ürün almadan önce




Plastik kaplarda ürün almadan önce 'plastik türünün' sağlığa zararlı olup olmadığını anlamak için ambalajın üzerindeki numaralara dikkat edin.
Plastik kapların altında 1'den 7'ye kadar rakamlar var. Gıda maddesi alırken bu numaralara dikkat!

"1'in anlamı, PET veya PETE polietilen demektir. Genelde su, iki litrelik alkolsüz içecekler ve yağların konduğu pet şişelerde kullanılır. Cam gibi şeffaftır, zararsızdır.

2' ise HDPE yüksek yoğunluklu polietileni işaret etmektedir. Deterjan ambalajları ve pet sütlerde bulunur bu da zarar içermez.

3' rakamı PVC polivinil klorid içermektedir. Streç folyo, dış mekanda kullanılan eşyalar, plastik pipo, zemin malzemesi, duş perdeleri, şeffaf ve kabartmalı plastik ambalajlarda kullanılır, zararlıdır.

'4' rakamı LDPE az yoğunluklu polietilendir. Kuru temizleme ve çöp torbaları, yemek saklama kaplarında bulunur, zararsızdır.

'5' rakamı şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında kullanılır ve zararsızdır.

6'nın anlamı PS polistirendir. Yemiş paketleri, plastik bardak-tabak, markette etin satıldığı köpük tabak, hazır paket fast food ürünlerindendir, zararlıdır.

7' ise diğer ürünleri işaret etmektedir. Bunlar birden altıya kadar kullanılan plastiklerin dışında kalanlardır. Yemek saklama kapları ve bazı pet şişelerde bulunur, kullanılması oldukça zararlıdır.

alıntı...







2 Eylül 2013 Pazartesi

Kolanın zararları



Kolanın zararları

Beyin
Kola ,beynin dopamin salgılamasını artırıyor.Bu da kokain kullanmakla benzer etkilere yol açıyor.Aynı zamanda kola depresyona sebep oluyor ve uzun vadede beyin fonksiyonlarına zarar veriyor.

KALP
Kolanın içinde bol miktarda bulunan mısır şurubu sadece diyabete yol açmıyor.Aynı zamanda kalp krizi riskinide yükseltiyor.

DİŞLER
Kolanın içindeki asit dişleri çürütüyor ve ağız kokusuna sebeb oluyor.

MİDE
Asit miktarı midenin kendi enzimlerini salgılamasını önlüyor.Bu durum gastrit,ülser ve mide delinmesine kadar gidebiliyor.

AKCİĞER
Kola ve gazlı içeceklerde bulunan sodyum benzoat astıma davetiye çıkaran bir numaralı madde.Bu madde aynı zamanda egzama oluşumunu da tetikliyor.

BÖBREK
Kolanın içindeki bol miktarda fosforik asit böbrek taşı yapıyor ve böbrek yetmezliğine neden oluyor.

KARACİĞER
Kola içtikten 20 dakika içinde vücutta olması gerekenden 7 kat fazla insülin salgılanıyor.Kolanın içindeki diğer maddeler insanın şeker komasına girmesini engelliyor ama diyabet kaçınılmaz hale geliyor.

BAĞIRSAK
Mide ile aynı etkiyi oluşturuyor.Bağırsak iltihabı ve kolon kanseri riski çok yükseliyor.

KEMİKLER
Koladaki fosfat miktarı o kadar yüksek ki düzenli olarak kola içen birisinin ilerleyen yaşlarda kemik erimesine yakalanmaması adeta mucize olur.

ÜREME
Kutu ve plastik şişelerin içinde bisefanol A maddesi bulunuyor.Bu madde östrejon hormonlarını harekete geçiriyor.Erkeklerde sperm sayısını azaltırken,kadınlarda meme kanseri riskini yükseltiyor.

ayrıca bakınız


Peygamber Efendimiz s.a.v Şöyle Buyuruyor (Fahiş ve çirkin sözlerden şiddetle kaçının! ) [Nesai]



Peygamber Efendimiz s.a.v Şöyle Buyuruyor

(Fahiş ve çirkin sözlerden şiddetle kaçının! ) [Nesai]
(küfür ve Fuhuş söyleyene Cennet haramdır.) [Ebu Nuaym]
islam dininde hayânın, utanmanın yeri çok mühimdir. Hayâsı olan, Allahü teâlâdan utandığı için günah işlemekten çekinir.

İnsanlardan utanmayan Allah’tan da utanmaz. Açıktan günah işleyen, hem insanlardan, hem de Allah’tan çekinmediğini gösterir.

 (Allah’ın bildiğini kuldan ne saklayayım) demek yanlıştır.

 Gizli işlediği bir günahı başkalarına açıklamak hayâsızlıktır. peygamber Efendimizi s.a.v hadisinde buyuruyor

(Hayâ ve az konuşmak imandan, fahiş söz ve çok söz nifaktandır.) [Tirmizi]

1 Eylül 2013 Pazar

HZ. ADEM (A.S.) TÖVBESİNİN KABULU VE İBLİSİN TÖVBESİNİN REDDİ...




Allah(c.c.) buyuruyor ki:

-   De ki: ‘’ Allah’a ve Peygambere (sallallahütealaaleyhivessellem) itaat edin!’’ Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz ki, Allah da o imansızları sevmez. (Al-i İmran Suresi, ayet:32)

Allah(c.c.) imansızları sevmez demek; onları affetmez, tevbelerini kabul etmez demektir.

 Nitekim küfründen ve kibirlenmesinden dolayı iblisi affetmemiş ve tevbesini kabul etmemişti. 

Halbuki Hz.Adem’i affederek tevbesini kabul buyurmuştu. 

Çünkü Hz.Adem (aleyhisselam) nefsinin suçluluğunu kabul etmiş ve nedamet duyarak kendi nefsini kötülemişti..

 Bunun için Hz.Havva ve O, beraberce şöyle dediler:

- Dediler (Hz.Adem ve Hz.Havva) : ‘’Ey Rabbimiz, kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz, bizi esirgemezsen her halde zarara uğrayanlardan olacağız.’’ (Araf Suresi, ayet:23)

Hz.Adem pişman oldu. Süratle tevbe ederek Rabbinin affını istedi. Allah’ın rahmetinden asla ümit kesmedi. 

Nitekim Rabbimiz buyurur:

-  De ki: ‘’Ey nefslerine karşı hadden aşırı hareket edenler, Allah’ın
rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü, Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayıcı ve esirgeciyidir. (Zümer suresi, ayet:53)

Halbuki iblis kendi nefsinin suçluluğunu asla kabul etmedi, nedamet duymadı ve nefsini tekdir etmedi. Hızla tevbe edip, Allah’ın affını talep etme yoluna gitmedi. Tersine, Allah’ın rahmetinden ümidini kesdi, kibirlendi.

Kim ki iblis gibi hareket ederse onun tevbesi kabul edilmez.

 Kim de Hz.Adem gibi hareket ederse, Allah onun tevbesini kabul eder. 

Çünkü nefsin şehevi heva ve hevesinden ileri gelen her günahın affedilmesi umulur. Kibir ve azametten ileri gelen bir günahın affedilmesi ise umulmaz. Hz.Adem’in günahı nefsin şehevi arzusundandı. İblisin günahı ise kibir ve azamettendi.

Bir gün iblis gelip Hz.Musa’ya  (aleyhisselam) gelip der ki:

-Allah(c.c.) sana peygamberlik vermek ve seninle konuşmak suretiyle seni has kullarından yaptı.

Hz.Musa:
-Evet, ne murat ediyorsun, sen kimsin?

İblis:
-Ey Musa, Rabbına ‘Mahlukatından birisi tevbe etmek istiyor’ diye söyle.

İblisin bu sözleri üzerine Allah vahiy yoluyla Hz.Musa’ya bildirir ki:

-Ey Musa, sana gelen o yaratık’a, çağrısına icabet ettiğimi, Hz.Adem’in
kabrine secde etmesini, secde ettiği takdirde tevbesini kabul ederek
kendisini affedeceğimi söyle!

Hz.Musa, Allah’ın bu vahyini iblise bildirir, fakat iblis öfkelenir ve
şunları söyler:

-Ey Musa, ben cennette O’nun  (Hz.Adem) dirisine secde etmedim, şimdi ölüsüne mi secde edeceğim....

Bir gün  iblis dedi ki:
-Ey Rabb, Ademin yüzünden beni cenneten kovdun, ben ancak senin musallat kılmanla O’na tasallut edebilirim.

Hz.Allah(c.c.)buyurur:
-Sen Adem oğulları üzerine musallatsın! (Peygamberler şeytanın tasallutundan masumdur..)

iblis:
-Daha ver!

Rabb:
-O’nun (Hz.Adem) doğan herbir çocuğuna karşılık senin de bir çocuğun olacak!

İblis:
-Daha ver!

Rabb:
-Kalblerine vesvese verebileceksin!

İblis:
Daha ver!

Rabb:
-Bütün avanelerinle onların (Hz.Adem oğullarının) üzerine saldırıp haram kazanç ve haram harcama yapmaları, batıl ve hurafe inançlara meyletmeleri, kötü amellerde bulunmaları ve uzun emeller peşinde koşarak tevbeyi terketmeleri için vesveselerde bulunabileceksin!

Allah(.c.c.)’ın iblise şunu şunu yapabileceksin buyurması tehdit yoluyladır. Yani‘yap bakalım istediğini, sonra göreceksin!’ kabilinden.

 Nitekim:

- Bizim ayetlerimiz hakkında sapıklığa düşenler şüphesiz bize gizli
kalmazlar. O halde ateşin içine atılacak olan mı hayırlıdır, yoksa kıyamet günü korkusuzca gelecek olan mı? Siz dilediğinizi işleyin. Çünkü O, ne yaparsanız hakkiyle görendir. (Fussılet suresi, ayet:40)

Mealindeki ayetin, ‘siz dilediğinizi işleyin!’ cümlesini teşkil eden parçası da bu kabildendir.

Bundan sonra Hz.Adem şöyle dedi:

-Ey Rabbim, iblisi benim (oğullarım) üzerine musallat ettin. Ben onun
vesvesesinden kendimi ancak senin yardımınla koruyabilirim.

Allah(c.c.)buyurur:
-Her doğan çocuğuna bir muhafız melek tevkil edeceğim.

Hz.Adem:
-Daha ver!

Rabb:
-Bire on sevap vereceğim!

Hz.Adem:
-Daha ver!

Rabb:
-Canları tenlerinde bulundukça tevbelerini kabul edeceğim.

Hz.Adem:
-Daha ver!

Rabb:
-Onları affedeceğim!

Hz.Adem:
-Kafi ya Rabb!

Bu sırada iblis tekrar dedi ki:
-Ya Rabb, Adem oğullarına peygamberler gönderdin, kitaplar indirdin. Hani benim peygamberlerim?

Rabb:
-Kahinler.

İblis:
-Kitaplarım nedir?

Rabb:
-Döğme yapmak !

iblis:
-HADİS’im nedir?

Rabb:
-Yalan.

İblis:
-Kuran’ım nedir?

Rabb:
-Şiir.

İblis:
-Müezzinim nedir?

Rabb:
-Çalgı

İblis:
-Evim neresi?

Rabb:
-Hamamlar.

İblis:
-Yiyeceğim nedir?

Rabb:
-Besmelesiz kesilen, hazırlanan yiyecekler.

İblis:
-İçeceklerim nelerdir?

Rabb:
-Sarhoş edici şeyler.



İKTİBAS:  İmam-ı Gazali (Rahmetullahialeyh) ‘’İLAHİ NİZAM’’ Cilt: 1



---------------------------------------------------------------------
İLGİLİ BÖLÜMLER

Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz ve iblis arsındaki konuşma1


Peygamber Efendimiz(S.A.V.) ile iblis arasında geçen konuşma:2


HZ. ADEM (A.S.) TÖVBESİNİN KABULU VE İBLİSİN TÖVBESİNİN REDDİ...


ŞEYTAN NİÇİN "KAFİR" OLDU ?



salavatı şerif ve faydaları



Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]

(Kıyamette bana en yakın olan, en çok salevat getirendir.) [Tirmizi]

(Cuma günü ve gecesi çok salevat getirene şefaat ederim.) [Beyheki]

(Günde yüz salevat okuyan, kıyamette şehidlerle beraber olur.) [Taberani]

(Bana salevat okuyana, melekler salât okur. Salevata devam edene, melekler de ona salât okumaya devam eder.

Artık isteyen az, isteyen çok salevat okusun!) [İ.Mace]

(Bana çok salevat getirenin dertleri gider, günahları affolur.) [Tirmizi]

(İsmim anılınca, bana salevat getirmeyen, zelil olsun!) [Tirmizi]

(İsmim anılınca, salevat okumayan, cimrilerin cimrisidir.) [Tirmizi]

(Kim, kitabına ismimi yazdıktan sonra, bana salât ve selam da yazarsa, ismim o kitapta kaldığı müddetçe,

melaike, o kimse için istiğfar eder.) 

komşusu aç iken tok yatan bizden değildir



 SADAKA VERMEK
Sadaka ne zaman verilir?

Yılda bir kez olmak üzere, dönem olarak Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek caiz ise de bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevaptır.

Hz. Peygamber (s.a.v) sadaka ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

 "Güneşin doğduğu her yeni günde kişiye, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir. İki kişi arasında adalet yapman bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklerken yardım etmen, bir sadakadır. Güzel söz sadakadır, namaza gitmek üzere attığın her adım, sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman, sadakadır." (Buhari, Cihad, 72, 128; Müslim, Müsafirun, 84). Başka bir hadislerinde de, "Kardeşine karşı izhar edeceğin tebessümün bir sadakadır. Emr-i bi'l-ma'rufun ve nehy-i ani'l-münkerin sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen, sadakadır; gözü sakat kimse için görüvermen, sadakadır (yardımcı olman); yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri) kaldırıp atman, sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman, sadakadır." buyurmuştur (Tirmizi, Birr, 36).


Sadaka vermenin faydaları nelerdir?

1- Sadakalar günahlara keffaret, Cehennem ateşine karşı siperdir.

Peygamber Efendimiz, bu hususta şöyle buyurmuştur:

"Bir hurma ile de olsa sadaka verin. Çünkü o bir hurma, açlığı giderir. Su ateşi söndürdüğü gibi hataları da söndürür, yok eder." "Bir hurmanın yarısı ile bile olsa Cehennem ateşinden korunun. Onu da bulamazsanız, tatlı ve güzel söz söyleyin. (Bu da sadaka yerini tutar)."

2- Sadakalar kıyamette, sahibini mahşer gününün dehşetinden korur. Peygamberimiz bu hususu şu şekilde belirtmişlerdir:
"Kıyamet günü hesap görülünceye kadar, herkes sadakasının gölgesinde olacaktır."

3- Sadakalar Cenab-ı Hakk`ın gazabını da söndürür. Hadiste: "Gizli sadaka, aziz ve celil olan Allah Teala`nın gazabını teskin eder" buyurulmuştur.

4- Sadakalar bela ve musibetleri de def`ederler. Peygamberimiz:
"Sadaka, belaları def`eder" buyurmuştur. İnsan, kendisinden bir şeyler isteyen kimseyi boş çevirmemeli, elinden geldiğince ona bir şeyler vermeye çalışmalıdır. Resulüllah Efendimizin şu ikazını hiçbir zaman unutmamalıdır: "Sail (dilenci) sadık olup, cidden muhtaç halde ise, onu kovan felah bulmaz."

Hz. İsa (A.S.): "İsteyen kimseyi eli boş çeviren eve, bir hafta melekler uğramaz" buyurmuştur.

 Peygamber Efendimiz(s.a.v.) , bir muhtaca vereceği sadakayı bizzat kendi eliyle verir, araya başka birini vasıta kılmazdı... Sadakanın gizli verilmesi efdaldir.

Nitekim Peygamberimiz (s.a.v):  "Üç şey iyilik hazinelerindendir. Biri de verdiği sadakayı gizlemektir" buyurmuştur

. Kur`an`da da sadakalar gizli verilmeğe teşvik edilmiştir: "Eğer sadakaları gizler ve gizlice fakirlere verirseniz; işte bu sizin için daha hayırlıdır." (el-Bakare, 271).

Sadakayı gizli vermenin en mühim faydası, sadakayı verenin riyadan kurtulmasıdır. Ayrıca, sadaka alanın da şeref ve haysiyeti rencide olmaktan korunmuş olacaktır.

Necip Fazıl Kısakürek, masanın üzerindeki içi su dolu "içki şişesi"ni görünce sorar: "Bu ne?"



Bir yaz günü sofra kurulmuş her şey hazır..

Üstad Necip Fazıl Kısakürek, masanın üzerindeki içi su dolu "içki şişesi"ni görünce sorar: "Bu ne?"

Cevap verir, oğlu; "Soğuk su için buzdolabına ancak bu şişeleri koyabiliyoruz..."

İtiraz eder üstad: "Olmaz!"

İzaha çalışır oğlu "Baba inan çok iyi temizledik, bol sabun ve kaynar suyla yıkadık"

Üstad yine "olmaz" der ve şu ibretli sözler dökülür ağzından: "O halde oğlum; yarın bir lazımlık bulacak, bol sabun ve kaynar suyla yıkadıktan sonra çorbanı da bu lazımlıkla içeceksin! İçebilir misin? Hiçbir mahzuru da yok... Amma velakin; mantığın kabul etse de, ruhun kusar bu çorbayı!"